3 Kasım 2010 Çarşamba

Karınca Yuvası

 Artık attığım adımlarda kaybettiklerimi aramak için yola koyuldum. Zaman zaman hızlı adımlarla ilerlesem de bu kadar fazla kayıbın ortasında asıl aradığımı bulmak zaman aldı. Gözüme çarpan o kadar çok şey var ki dikkatim dağıldı. Aradığımsa, beni her türlü zor şartlar altında ayakta tutacak olan sığınağım…Sonunda! Bir karınca yolu buldum, eğer sabırla takip edersem bu yol beni asıl kaynağa götürecektir. Karınca yuvasına… (3 Kasım 2010 – 05.55)

Kazı

Aldım elime kazma küreği, başladım kazmaya. Her metrede hayatımın merkezine daha çok yaklaştığımı zannettim. Küreği toprağa her vuruşta içime dökülenleri nereye sakladığımı gördüm. Çok fazla dağılmışım, paramparça olmuş her şey. Bugüne kadar içimde sakladığımı zannettiğim her şey karşıma çıktı. Tam bu kadarını da kaldıramam derken aklımdan geçen tek şey ise “Peki, ya içimde tutamayıp da dışarıya savurduklarım nerede?” (3 Kasım 2010 – 05.40)

Yansımalarım

Odamdaki aynanın karşısına geçmek için cesaretimi topladım bugün. Ama karşımda duran ben olamazdım. Olamam. Saçlarım!? Saçlarım ne zaman beyazladı? Gözlerimin etrafındaki çizgiler, takma dişlerim. Ne zamandır sahte dişlere muhtaç oldum? Peki, o zaman ya üzerine oturduğum? Tekerlekli sandalyem. Ne zamandır yürüyemez haldeyim. Hiç birini hatırlamıyorum. Soruyorum anneme, babama, arkadaşlarıma. Kimsenin haberi yok, kimse farkında değil. Anlayamıyorum. Bana tüm bu olanları gösterecek olan ayna hangisi?   (3 Kasım 2010 - 06.54)

2 Kasım 2010 Salı

Kaybedilenler

 Kimi kimsesiz yürüyorum bu yollarda. Arkamda bıraktığım izler bana kim olduğumu anlatmakda zorluk çekiyor. Önümdeki uçsuz bucaksız patika ise beni benliğimden koparcakmışcasına bana göz kırpıyor. Ayaklarımın kontrolünü kaybediyorum, beni dinlemiyolar. Gözlerimi kapadım artık görmek istemiyorum. Kulaklarımı tıkadım, duymak istemiyorum. Nefesimi tutuyorum, aldığım kokuların tüm vücudumu kaplamasından korkuyorum. Yavaşça kaybediyorum kendimi.
     (2 Kasım 2010 - 17.01) 

Kırıntılar

Nereye atsam elimi dibe batıyorum. Her taraf karanlık boğmaya başlıyor beni. Yüzeye çıkmak için kulaç atıyorum, güneşin geriye kalan kırıntılarına doğru. Haykırıyorum aynı zaman da, gözlerim birisini aramaktan bıkmış, kollarım yorgun düşmüş, vücudum her kulaçta daha da ağırlaşıyor. Kırıntılar esen rüzgarla birlikte uçup gidiyor. Yakalayamıyorum hiç birini, parmaklarımı hissedemiyorum.                     (1 Kasım 2010 – 17.16)

"Bir"

Bir şey var, içimi yakıp kavuruyor ama vazgeçemiyorum. Bir umut var içimde elinden tutup yürüyemiyorum. Bir korku var kimseye bahsedemediğim. Bir heyecan var bana kimsesizliğe sürüklendiğimi hissettiren. Tedirginim, hayatımı nasıl yaşayacağımı bilemedim. Kime haykırcam, kime küsücem, kime kendimi açıcam, kimdir bunların gitmesini sağlıyacak olan kişi. Daha böyle devam etmeli miyim? Edebilsem, zaten kendi içimdekileri kusmam. Sadece bir anlığına bile olsa bitsin istiyorum. Kendi duygularımdan korkulmamın sağlanmasından bıktım. (31 Ekim 2010 – 16.50)

Nowhere...

İnsanların kendi duygularından korkmadan bahsedebildiği bir yer arıyorum artık. Bekli o bir yer bana benim gercekten neler hissettiğimi anlatabilir. Belki neler hissettiğimi biliyorumdur. Sadece karşımdaki insanların benimle aynı yerde yaşayıp yaşamadıklarından emin olamıyorumdur. İşte zaten her cümlenin başındaki "Belki" ler beni caydırıyor. Hayat dediğimiz kavram aslında ne güzel bir yer olmalı. Keşkelerin, belkilerin, amaların olmadığı bir yer. O zaman kimsenin hayatını yaşayamadığını söyleyebilir miyim? (31 Ekim 2010 – 03.34)

Gerçekler ve Hayaller

 Gerçek ile Hayal arasındaki o ince çizgide yaşarsın, gerçeklerini değiştiremeyeceğinin ve hayallerine hiç bir zaman ulaşamayacağının bilincinde. Yine de 1 saniyeliğine bile olsa etrafına daha dikkatli bakarsan tek bir gerçekle yüz yüze gelirsin o da hayallerinin hiç bir zaman gerçeklerinden çok uzak olmadığını sadece zamanı geldiğinde gereken cesareti gostermenin yeterli olduğudur. Çünkü hayallerin seni yaşadığın gerçeklere bağlar. Buna kader veya inanç da diyemezsin çünkü hayallerinde hiç birine yerin yoktur.   (28 Ekim 2010 – 19.09)